One Minute
“One mınute” unutulmuş sevgili okurlar.
Bu kelimeyi detaya almak istedim. Birkaç ay önce “one mınute” yüzünden iki ülke krizin eşiğine geliverdi. Aslında “bir dakikada” değil hem de bir kaç saniyede.
İşte bu meşhur “bir dakikada” hayatımızda neler olup- bitiyor dikkat ettiniz mi?
“Bir dakika” içinde savaş çıkabilir, “bir dakika” içerisinde sevdiğinden ayrılabilirsin, “bir dakika” içerisinde aşık olabilirsin, “bir dakika” içerisinde kariyerinden şutlanabilir veya ayrılabilirsin, “bir dakika” içerisinde seni adliyelere taşıyacak lafları sıralayabilirsin,” bir dakika içerisinde virüs kapabilirsin, “bir dakika” içerisinde medeni durumuna yön verebilirsin,”bir dakika “ içerisinde sevdiğini kırabilirsin,”bir dakika”içerisinde bu hayat veda edebilirsin,”bir dakika” içerisinde ölümden dönebilirsin,”bir dakika içerisinde savaşı durdurabilen kararı imzalayabilirsin,”bir dakika” içerisinde ölümcül yara alabilirsin…
Yani şu “one mınute” nelere kadirmiş daha yeni anlamaya başladım.
Hayatımızı yön veren ciddi kararların, şu bir-kaç saniyeye sıralı olduğunu düşündükçe, biz mi zamana hükmediyoruz, yoksa zaman mı bize derken yanlış düşündüğümü de fark ettim.
Her şeye hükmetme yetenekleriyle donatılan biz insanoğlu nun, hükmedemediği iki şeyden biri zaman maalesef.
Diğeri de, malumdur ki Yaradan dır.
Güneşimiz olmasaydı, zamanımız da olmayacaktı elbet. Sonra bilim-kurgu filmlerini haklı çıkartan olaylar gerçekleşecekti. Yaşımızı bilmeyecektik, işlerimizi daha geniş ve rahat bir şekilde sıkışmadan yapacaktık. Ona göre yaşam bedenimiz olacaktı.
Vee atalarımızdan Şamanlar, güneşin, insanoğlunun hayatına verdiği bu kuvvetli etkiden dolayı onu tanrı olarak kabul etmişlerdi, Mısır lılar da, Aztek ve Maya uygarlıkları da.
Güneşin bize verdiği sürenin içindeki, “bir dakika” da neler yapıyor olduğumuzu da görürsek, maalesef zamanın haklı bir şekilde bize hükmettiğini görüyoruz. Biz ise, bize verilen bu zaman yarışında, kendi hedeflerimize hükmetmek için çaba sarf ederken, bir çoğumuzun “ben hayatıma kendim yön veririm” demesinin bile onun kaderinin bir gereğinin olduğunu bilirsek ve de hepimiz kaderimizin bize verdiği senaryoların içinde koştururken, en büyük yönetmen O’nun hakkımızdaki istekleri zaten, kader-zaman-şahıs birlikteliği ile gerçekleşmiş oluyor değil mi?
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…
Başak Dursun
Başak Dursun1993 de başlayan medya geçmişinde, 1998 de kablolu yayın yapan btv de yapımcı-sunucu olarak görev yaptı. 2006 yılında Sabah-Ankara'da köşe yazarlığı na başladı. Üç kere "yılın köşe yazarı" seçildi. Meclis Haber Dergisi ve Domatessuyu'nda köşe yazarlığı yapmaktadır.








Tutmayın beni... Yorum yazcam.