Ay Carmela: Elden, Eve

0
244

Küçük bir mekanda büyük işler… Belki en severek yazdığım röportajlardan biri olacak…

A’dan Z’ye el işleri üzerine… El işlerini hemen herkes biliyor diyeceksiniz…Doğru! Belki de el işlerinin dibi çıktı bu dönemde ama bu çook farklı!

Ankara Akay Yokuşu’nda bir mekan… Ay Carmela!

İlk açıldığında dikkatimi çekmiş ve içeri girmiştim. Mekanın sonuna doğru sol tarafta küçük bir atölye, mutfak ve her şey… Kasanın yanında yünlerin bulunduğu raf… Sağ tarafta Ankara ve civarından çıkarılıp işlenmiş agat taşından takılar ve aksesuarlar… Abajur bile var ve muhteşem ışık veriyor.

Sol tarafta, genelde el işi olan, yün işleri ve işlenmiş fularlar…renga renk! Duvar süslerinden tutun da ne ararsanız hepsi el işi!

Bütün bu emeklerin yaratıcısı 28 yaşında genç bir arkeolog olan Hilal Altıntop…

Altıntop arkeoloji okuduktan sonra malum üzere iş bulamamış ve ortağı Deniz…( soy adını Vallahi hatırlayamadım) böyle bir işe karar vermiş.

Altıntop:” Babam zanaatkar… Benim en büyük destekçilerimdendir. Bu görmüş olduğunuz taşlı takıların hepsini babam yapar. Ankara ve civarından topladığı agat taşlarıyla. El işlerinde ve kendi birikimlerimi mutlaka işliyorum. Renkler özellikle canlı renkleri çok seviyorum…”(bu arada ben de koyu yeşil, beyaz ve açık pembeyi bir arada görmeyi çok seviyorum)Hilal’da bu rada ben gibi yeşil rengi seviyor ve sırasıyla, toprak tonları, koyu ve canlı renkleri seviyor.

Altıntop insanların bu tarz girişime biraz yabancı olduğundan yakınıyor ve mağazaya çorap-pijama sormaya gelenlerin bile olduğundan bahsediyor. İşlerinin biraz piyasa seviyesinde olduğunu ve kazançta tatmin olmadıklarından bahsediyor… İnsanların yaptığı sanatla ilgili ilgilerinin, bilinçli kişilerin geldiğinden ve onların sayısının da maalesef az olduğunu belirtiyor.

Dükkanın ismi olan Ay Carmela’nın bir filmden esinlenerek aldıklarından bahsediyor Altıntop…Bu arada ortağı Deniz Arık, bu işe kalkışmadan önce barlarda çalıştığından bahsediyor. Hilal’in el sanatlarına haklı olarak güvenen Arık, ortağının el işinden artık kendisinin de bir şeyler öğrendiğinden bahsediyor… Ortak hedeflerinin ise, tabiiki yeni planlarından bahsederken, bu tarz konsepte uygun her türlü alternatifleri düşündüklerinden bahseden Arık, üst katın da cafe tarzı olduğunu da belirtiyor.

Hilal Altıntop bu arada bir sorum üzerine, sanatlarıyla ilgili kurs verdiklerinden de bahsediyor. Özellikle keçe sanatının çok dikkat çekip sorulduğunu söylüyor.

Röportajım kısa ve net oldu aslında… Fakat bu kısa konuşmada, Altıntop ve Arık’tan harika bilgiler aldım.

Hilal Altıntop, her ne kadar Hacettepe Arkeoloji bölümünden mezun olup ta iş bulamayan şansız gençlerimizden gibi görünse de, şu anki yaptığı ve hizmete sunduğu sanat karşısında hakiki bir takdiri hak ediyor…

Deniz Arık, zaten Altıntop’un yanında mükemmel bir destekçi…Ortak…

Hilal’cığım, ellerine, Deniz senin de yüreğine sağlık! Başarılarınızın devamını yürekten diliyorum…

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here